Kadınız Ya!
23/7/2007 ·
Dinlemedeyim zamanı.
Ağustos böceklerinin cinsel sızlanmalarının şiddetlendiği saatleri esiyor yüzüme çarpan rüzgar, içine kattığı çocuk çığlıklarıyla.
Hüznüme çare olmuyor.
Hüzün ve kadın.
Çoğul ya da tekil olarak sürdürdüğüm yaşamımın ayrılmaz duygusuydu hüzün. Ara sıra sol yanımda hissettirdiği kütlesi ile keder duygusunu yaşatan bir yumru gibi çöreklenir içime, acıtır canımı.
Nedenlerini irdelemek, bulmak, çözümlemek gibi yıpratıcı bir çaba içinde olmayı düşünmek bile canımı sıkıyor. Tek kelime ile özetliyorum:
Kadınız Ya!.
Kadınız ya, nerede olursa olsun kırılıp, parçalanamayan ön yargıların yorucu, iş bitirici darbelerine alışık bir boyun eğmişlikle, kişiliğime ters dönüp kendime yılışmaya çalıştığım
bir ömrü sürüklediğimi fark etmenin kederi çöreklendi içime, yılan gibi; gömlek değiştirme mevsimindeyim bu güzelim günde.
Bu güzelim dediğim; güzelim Dünyadan başka bir şey değil.
Bu, muhteşem mucizenin bana sunduğu güzelliklere rağmen hüzünlere boğulmam ise insan eseri.
İnsan değerleri dedikleri, benim için iki yüzlü kavramların güttüğü davranışları görmek,
Yaşamdan soğuyup, toplumdan kaçma isteği uyandıracak kadar üzücü oluyor bazen.
Hüznüm bu yüzden.
Kadınız Ya!
Çağlar boyu haddini öğrenemeyenlerin soyundan geldiğime inanıyorum, yoksa dayatılmış ne varsa iki bacağının arasına sokuşturulur gibi bir yaşamdan haz alırdım diğer kabullendirilmişler gibi.
Haz alamayışım kabullenmekten yoksun olduğumdandır, kanım dalgalanıyor.
‘ Şu çeneni dik tut ’ meselesi bütün ağırlığı ile boyunduruğuna alıyor beni.
( Mutlulukla ) kabullenmiyorum diyorum dayatılanı.
Erkeğin egemenlik iddiası ile rahmim üzerinden mülkiyet savaşı verdiği bu toplumda bana iş vermeyen, barınacak yer sağlamayan ve beni egemenlerin kucağına oturtan bir sisteme bakıp
keder, yeis , beis, gam, tasa, kaygı ne varsa bu anlamları içeren duyguları hissetmemem mümkün değil…Bu güzelim Dünya üzerinde mutlu olmam imkansız, hatta mümkünü yok!
Böyle durumlarda benim gibileri bir yerlere sığınırlar, yaşayabildim demek için çareler ararlar.
Yazı yazmak ya da yazılanları okuyup beslenmek için teknolojik imkanlardan yararlanıp biraz daha nefes alabilmek umudu ile kendilerini net dünyasının parlak sayfalarının önünde bulurlar.
Öyle hoş bir dünya ki sanal alem.
Gözle görünmeyen bir kalabalığın ortasındasınızdır artık.
Bir şey vardır burada, sihir gibi efsunlu bir şey. Fısıltılar gibi hoş sözler söyler birileri birilerine.
Gözlerinizin önünde fikirler, duygular görünürde içtenlikle paylaşılır, çıkar amacı güdülmeyen bir dünyada sanırsınız önceleri kendinizi.
Ben de söyleyeyim bir şeyler dersiniz, yoğun bir samimiyetle karışırsınız aralarına.
Sizin gibi bakan, sizin gibi duyan, düşünen, hisseden birilerini ararsınız, bulduğunuzda daha bir yaşanası olacaktır dünya.
Yalnız değilim
Yalnız değilim diye bağırır gibi…
Birilerinin sizi dinlediğinden emin olduğunuz an gelir ve ne hoştur.
Ama ansızın bir söz ilişir gözünüze bir yerlerde…
“Buraya garılar erkek bulmaya gelir birader”
“Garı dediğin evinde oturur”
Kadınız ya!
Alınmayız biz üstümüze hatta bazılarımız “He gıı,öyleleri de var” diyerek işimize devam ederiz.
Paranoya işlevini sürdürür, herkes herkesin kişiliği ile ilgilidir bunu fark edersiniz. Paranoya genelleştirir bunu içinizde.
Gözlerinizin önünde sanal , gerçeğe dönüşür. Ben kurtulmak istediğim mahallenin az ötesinde, bu son çağ icadı muazzam teknolojinin içinde kurulmuş mahallemin ortasına düşmüş bulurum kendimi.
Sistemin sanalı da biir, reeli de…
Egemenler ordusu üstünüze gelir, sorgulamalar başlar. İfade vermek durumunda hissedersiniz kendinizi. Sanalda kadının duruş pozisyonları türlü uyarılarla sokuşturulur.
Oysa kimse demez “Ya kadıncağız, hangi derinlikler yordu seni, nerelerden kaçıyorsun?”
Kimliğini kendi adlandırmıştır, kulağına hoş gelen bir “Nick’in “ özgürlüğüne sığınarak kendini ifade etmeye çalışır kadın.
Olsun!...Kiminin dertleşmektir amacı, kiminin hayalindeki aşka kavuşmaktır.
Olsun!...Kimileri de edebiyat adına, sanat adına ciddi çalışmalar içindedir. Olsun!...Herkes bir şeyler içinde olsun.
Bu oluşumun içinde etken olduklarına inananlar ve edilgenliği kabullenmişler grubu burada da haram eder yaşamı.
Bir dostumun “Gerçekteki seçim kriterlerin ile sanaldaki seçim kriterlerin birbirini reddetmez” dediğini hatırlıyorum.
Böylece daha aydınlık bir ortam tercihimi kullanıp bir takım yerlere yazıyorum kendimce.
Darbe ummadığım anda geliyor.
“Bu edebiyatla uğraşan garılar O….pu, yav”
Hatta ayrı sözcüklerle aynı anlamlar içeren şiirler, yazılar, yorumlar karmaşasının içinde debelenir buluyorum kendimi.
Aydın kesimden gelen darbe ağırdır. Ağırdır içerdiği edebi değerlerden çok kadını aşağılayıcı edepsiz cümleler. Ağırlığı dizelere yakışmaz bir çirkinlikle bezenen sözlerin salyaları bulaşır teninize.
Allakbullak olurum.
Oysa, ‘ seçen benim ‘ demem gerekir.
Hem yerimi, hem kendimi ifade etme biçimimi seçen benim. Bunları paylaştığım kişileri de seçen benim.
Omuzlarımızın birbirine değdiğini hissettiğimi sanmamdır seçme nedenim. Benden üstün olduğunu kabullenmek değildi aydın olarak kabullenmem, insan haklarımdaki savaşımda elimden tutulmasını değil, elele yürümemizi beklememden kaynaklanıyordu seçimim.
Dik bakabilmek ön yargılara ve duruşumuzla cinsiyetsiz söylemlerde birlikte var olabilmek.
Değil miydi çözüm?
Yanılgıya düştüğünü anlamak darbe etkisi bırakır kabullenmeyenlerin ruhunda.
Aşk da olabilir sanalda.
Olsun!.. Ne güzel.
Ne güzel olurdu; birilerine verilecek bir hesap olmaktan çıkarılsaydı Aşk.
Sen devrimci söylemlerde, sürü dışı olduğunu iddia eden aydınım.
Bana bu darbeyi sen vuruyorsun.
Benim dizelerimi
Benim sözlerimi
Duygularımı benim
küçümseyerek, kıskanarak aslında sistemi sünger gibi içtiğini, töre, yöre, kural, kanun ne varsa hazmettiğini, ataerkil bir işlevi yerine getirdiğini kanıtlayıp, bana saldırıyorsun ve sözlerim dahil bedenim neyim varsa sahibimmiş gibi sorguluyorsun beni, değiştirilmesi gerektiğini düşündüğün değersizliklerin çelişkisinde, diyalektiğin düşmanı oluyorsun.
Bugün kafama takıp bir şeyleri hüzünlenmem bundandır.
Hüzün ve kadının ayrılmaz bir bütün oluşunu düşünmem bu yüzden.
Bundandır kadının toplumda etkin olamaması.
Beni yaşamdan, insan haklarımdan soyutlayan yaşam biçiminizdir hüznüm.
Her sözümü ve davranışımı bir erkeğin gözüne girmek olarak değerlendirilmesidir kaygım.
Kadınız ya!...
Oysa, tek isteğimiz yargılanmadan yaşamak. Sanal da olsa yaşadım bir şeyler diyebilmek.
Bir köpek gibi başımızın okşanması ile yetinmek olmamalı yaşam.
Reddediyorum bunu.
Hüzünlenmek kesmiyor artık…Devam etmeli direniş; seçenin kadın olduğunu anlatana kadar.
Kadın kimsenin mülkiyetine dahil değildir….
Bu deneme yazımı "kabullenemeyenlere" ithaf ediyorum
direnişlerinde başarı dileklerimle... Sevgiler
sedef kandemir 2007
Yorum (2) Yorum yaz!
30/3/2007 ·
Yorum (1) Yorum yaz!
İnsan Hakları Bildirgesi
6/3/2007 ·
Kültür-SanatMadde 1
Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.
Madde 2
Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyannamede ilan olunan tekmil haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir.
Bundan başka, bağımsız memleket uyruğu olsun, vesayet altında bulunan, gayri muhtar veya sair bir egemenlik kayıtlamasına tabi ülke uyruğu olsun, bir şahıs hakkında, uyruğu bulunduğu memleket veya ülkenin siyasi, hukuki veya milletlerarası statüsü bakımından hiçbir ayrılık gözetilmeyecektir.
Madde 3
Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.
Madde 4
Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü şekliyle yasaktır.
Madde 5
Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz.
Madde 6
Herkes her nerede olursa olsun hukuk kişiliğinin tanınması hakkını haizdir.
Madde 7
Kanun önünde herkes eşittir ve farksız olarak kanunun eşit korumasından istifade hakkını haizdir. Herkesin işbu Beyannameye aykırı her türlü ayırdedici mualeleye karşı ve böyle bir ayırdedici muamele için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.
Madde 8
Her şahsın kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı vardır.
Madde 9
Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alıkonulanamaz veya sürülemez.
Madde 10
Herkes, haklarının, vecibelerinin veya kendisine karşı cezai mahiyette herhangi bir isnadın tespitinde, tam bir eşitlikle, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde ve açık olarak görülmesi hakkına sahiptir.
Madde 11
Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün tertibatın sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile kanunen suçlu olduğu tespit edilmedikçe masum sayılır.
Hiç kimse işlendikleri sırada milli veya milletlerarası hukuka göre suç teşkil etmeyen fiillerden veya ihmallerden ötürü mahkum edilemez. Bunun gibi, suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha şiddetli bir ceza verilemez.
Madde 12
Hiç kimse özel hayatı, ailesi, meskeni veya yazışması hususlarında keyfi karışmalara, şeref ve şöhretine karşı tecavüzlere maruz bırakılamaz. Herkesin bu karışma ve tecavüzlere karşı kanun ile korunmaya hakkı vardır.
Madde 13
Herkes herhangi bir devletin sınırları dahilinde serbestçe dolaşma ve yerleşme hakkına haizdir.
Herkes, kendi memleketi de dahil, herhangi bir memleketi terketmek ve memleketine dönmek hakkına haizdir.
Madde 14
Herkes zulüm karşısında başka memleketlerden mülteci olarak kabulü talep etmek ve memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkını haizdir.
Bu hak, gerçekten adi bir cürüme veya Birleşmiş Milletler prensip ve amaçlarına aykırı faaliyetlere müstenit kovuşturmalar halinde ileri sürülemez.
Madde 15
Her ferdin bir uyrukluk hakkı vardır.
Hiç kimse keyfi olarak uyrukluğundan ve uyrukluğunu değiştirmek hakkından mahrum edilemez.
Madde 16
Evlilik çağına varan her erkek ve kadın, ırk, uyrukluk veya din bakımından hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın evlenmek ve aile kurmak hakkına haizdir. Her erkek ve kadın evlenme konusunda, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit hakları haizdir.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır.
Aile, cemiyetin tabii ve temel unsurudur, cemiyet ve devlet tarafından korunmak hakkını haizdir.
Madde 17
Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olmak hakkını haizdir.
Hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden mahrum edilemez.
Madde 18
Her şahsın, fikir, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.
Madde 19
Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.
Madde 20
Her şahıs saldırısız toplanma ve dernek kurma ve derneğe katılma serbestisine maliktir.
Hiç kimse bir derneğe mensup olmaya zorlanamaz.
Madde 21
Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.
Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir.
Halkın iradesi kamu otoritesinin esasıdır; bu irade, gizli şekilde veya serbestliği sağlayacak muadil bir usul ile cereyan edecek, genel ve eşit oy verme yoluyla yapılacak olan devri ve dürüst seçimlerle ifade edilir.
Madde 22
Her şahsın, cemiyetin bir üyesi olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır.
Madde 23
Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.
Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.
çalışan her kimsenin kendisine ve ailesine insanlık haysiyetine uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma vasıtalarıyla da tamamlanan adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.
Madde 24
Her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, bilhassa çalışma müddetinin makul surette sınırlandırılmasına ve muayyen devrelerde ücretli tatillere hakkı vardır.
Madde 25
Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır.
Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.
Madde 26
Her şahsın öğrenim hakkı vardır. Öğrenim hiç olmazsa ilk ve temel safhalarında parasızdır. İlk öğretim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır.
Öğretim insan şahsiyetinin tam gelişmesini ve insan haklarıyla ana hürriyetlerine saygının kuvvetlenmesini hedef almalıdır. Öğretim bütün milletler, ırk ve din grupları arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu teşvik etmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın idamesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.
Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türünü seçmek hakkını öncelikle haizdirler.
Madde 27
Herkes, topluluğun kültürel faaliyetine serbestçe katılmak, güzel sanatları tatmak, ilim sahasındaki ilerleyişe iştirak etmek ve bundan faydalanmak hakkını haizdir.
Herkesin yarattığı, her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserlerinden mütevellit manevi ve maddi menfaatlerin korunmasına hakkı vardır.
Madde 28
Herkesin, işbu Beyannamede derpiş edilen hak ve hürriyetlerin tam tatbikini sağlayacak bir sosyal ve milletlerarası nizama hakkı vardır.
Madde 29
Her şahsın, şahsiyetinin serbest ve tam gelişmesi ancak bir topluluk içinde mümkündür ve şahsın bu topluluğa karşı görevleri vardır.
Herkes, haklarının ve hürriyetlerinin kullanılmasında, sadece, başkalarının haklarının ve hürriyetlerinin gereğince tanınması ve bunlara saygı gösterilmesi amacıyla ve ancak demokratik bir cemiyette ahlâkın, kamu düzeninin ve genel refahın haklı icaplarını yerine getirmek maksadıyla kanunla belirlenmiş sınırlamalara tabi tutulabilir.
Bu hak ve hürriyetler hiçbir veçhile Birleşmiş Milletlerin amaç ve prensiplerine aykırı olarak kullanılamaz.
Madde 30
İşbu Beyannamenin hiçbir hükmü, herhangi bir devlete, zümreye ya da ferde, bu Beyannamede ilan olunan hak ve hürriyetleri yoketmeye yönelik bir faaliyete girişme ya da eylemde bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz.
Yorum (2) Yorum yaz!
Kadın ve 8 Mart
2/3/2007 ·
Kadın ve 8 Mart
Dünyada ve toplumuzda kadının yeri ve sorunlarının hatırlanacağı, tartışılacağı, hakkında yazılıp, çizileceği bir gün daha gelip çatmakta. 2007 Martının ilk haftasının sonunda kutlayacağımız günümüz şimdiden kutlu olsun …
Kutlu olsun
Bu çağda ve bu günde hala kadın sorunlarını halledememiş bir toplumun üyesi olarak en sahte gülüşlerimi takınıp, tüm iki yüzlülüğümle kutlu olsun kadın günü diyorum. Tarih boyu kendisi ve geçmişi ile gurur duyan ülkeme
Kutlu olsun
Evlerinde gizli şiddete maruz bırakılan kadınlara “Aile meselesidir” dedikten sonra “Kol kırılır yen içinde kalır” diye azarlayarak, suratına kapılarını çarpıp, kapatan onurlu ülkemin 8 Mart kadın günü
Kutlu olsun
İnsan haklarının bir çok maddesinde yok farz edilerek, çalışma hakkı elinden alınmış, sözlü ya da bedeni şiddete uğramış , alınıp satılması görmemezlikten gelinmiş kadınları için kanunları çıkarsa da yaşama getiremeyen ülkem 8 Mart kadın günün
Kutlu olsun
Kadına yönelik “Namus davası” adı verilen, taammüden işlenmiş en iğrenç cinayetleri kadına yönelik tüm suçları bir türlü önleyemeyen ülkemin kadın günü
Kutlu olsun
“Baba Beni Okula Gönder” Kampanyalarının hala düzenlendiği ve daha çok kampanyaların gerekeceği ülkem, eğitim sistemin de kutlu olsun. Din diye yutturduğun icatlarla kadını soktuğun kisveler ve ekonomik dengesizliğinin sonucu anadan üryan pazara salınan kadınlarının hali. Malum televizyon programlarıyla yozlaşmaya mahkum bırakılmış kadınları olan ve lafta bırakılan sorunları ile emekçi kadınları ülkemin… kadınlar günümüz kutlu olsun.
İçine bırakıldığı cehaletin ve baskıların farkına varamayan, kendisine ne sunduysa toplum yaşamdır diye sinesine basıp yaşamaya çalışan ve bu düzenin içinde kafası karışıp, savrulan hayatın binbir yüzünden birine sığınıp yaşamaya çalışan ve eğitimsiz bırakılmışlığının sonucu hatalar işleyen, bunun karşılığı aşağılanan ve hor görülen, etiketlenen, damgalanan, başı önünde bırakılan kadınları ülkemin “8 Mart Kadınlar Günü” Kutlu olsun
ama haklarımızın helal olmayacağı kesin.
Yorum (yok) Yorum yaz!
An be An
6/2/2007 ·
Yorum (yok) Yorum yaz!
Niye Kadının İnsan Hakları
7/1/2007 ·
Kadının İnsan Hakları
'Neden kadın hakları veya insan hakları değil de kadının insan hakları?' sıkça sorulan bir soru. 'Kadın hakları' yerine 'kadının insan hakları' terimini kullanırken vurgulamak istediğimiz çok önemli bir nokta var. Biz kadın hakları savunucuları olarak kadın haklarının insan hakları bütününden ayrı tutulmasına karşı çıkıyoruz. Zira kadınların talep ettiği pek çok hak aslında kadınlara özgü ayrıcalıklı haklar değil; erkek-kadın, yaşlı-çocuk, her insanın doğuştan sahip olması gereken haklar. Bu yüzden söz konusu hakların sanki sadece kadınları ilgilendiren marjinal haklar olduğu izlenimini veren 'kadın hakları' terimi yerine 'kadının insan hakları' demeyi tercih ediyoruz.
Kadınlar ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi hep kamu alanında yaşanan ihlallerden söz ediyor. Örneğin, politik alanda, basında, sanat alanında ifade özgürlüğü; cezaevindeki işkenceye, kötü muameleye karşı bedensel bütünlük hakkı, politik örgütlenme hakkı, vb.
Oysa kadınların yaşadıkları hak ihlalleri ilk önce ailede yani özel alanda başlıyor. Okula gönderilmeyen kız çocuğu iş güç sahibi olamıyor, poltikaya atılamıyor, sanatçı olamıyor; çalışmasına izin verilmeyen kadın ev kadınlığı rolünü benmseyip zamanının büyük çoğunluğunu ev içinde geçiriyor; namus cinayetine kurban gitmekten korkan genç kız, çarşıya dahi çıkmaya çekiniyor.
O zaman aile içinde kadınlara karşı başlayan baskılardan dolayı kadınlar kamu alanında var olamıyorlar. 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ise kadın bakış
açısını hiç hesaba katmadan yazılmış olduğu için, insan hakları ihlalleri ile ilgili tüm ilhamını ve örneklerini gene erkeklere ait olan kamu alanından alıyor � ve bu hali ile de kadınları dışlıyor. Siyasi bir tutuklunun işkenceye tabi olmasını bir insan hakkı ihlali olarak tanımlarken, kadınların binlerce yıldır uğradıkları aile içi şiddet ve cinsel taciz insan hakları ihlali olarak görmüyor; genç kız ya da kadının aile namusunu ihlal ettiği gerekçesi ile öldürülmesini insan hakkı ihlali kapsamına almıyor.
Kadınların içinde bulundukları fiili eşitsizlik, bir yandan haklarının verilmemesi, diğer yandan da ana gereksinimlerinin hak olarak kabul edilmemesi nedeniyle beslenerek sürüyor. 21. Yüzyıla girmeye hazırlandığımız bu günlerde ülkemizde yaşanmaya devam eden kadınlara özgü insan hakları ihlalleri listesini değişik alanlarda çeşitlendirerek uzatmak mümkün. Aile içi şiddet, namus cinayetleri, bekaret kontrolü uygulamalarından dolayı
Yorum (yok) Yorum yaz!
HİÇ ŞAŞIRMADIM
6/1/2007 ·
Hiç Şaşırtmadı
kırıktı
gecenin koyu karanlığı
ardında gizli yüzü yerdibinin
sakladığı her sözü
tüketti
…bir kalemde şaşırtmadan
hiç eskitilmemiş duygular
gerekli anlar için saklanır ya
bildik anlamlar sarhoş
umutsuzluk kuyularda
öfkece her söz
apaçık ve çırılçıplak
küfre savrulur aşk
işte öyle zamanlar
kaybolur pişmanlık
değmez olur vedaya
Yorum (2) Yorum yaz!




